|
|
| |
|
| 1. Ay |
|
|
|
Gebeliğe Başlarken |
Gebelik süresi kadının son adetinin ilk gününden itibaren hesaplanır ve tüm takiplerde ve programlarda bu hesap kullanılır. Dolayısıyla gebeliğin ilk farkedildiği günlerde ilk ay zaten tamamlanmış olur.
İlk ay içersinde yaklaşık olarak 14-15. günlerde yumurta çatladığı dönemde ilişki olur ve yumurta sperm ile döllenirse yani embriyo oluşursa ve anne rahminin iç tabakasına tutunursa buna implantasyon ("yerleşme") adı verilir.
Bu dönemde artık gebelik gerçek anlamıyla başlamıştır. Döllenen yumurta hücre sayısını süratle arttırarak çoğalmaya devam ederken bir taraftan da ana rahmine doğru yol almaktadır. Yaklaşık döllenmeden sonraki 5.-6. günlerde uygun olan bir noktada rahim iç tabakasına tutunur ve gelişimini burada sürdürmeye devam eder.
Bu arada hücrelerin bir kısmı çocuğu besleyecek olan ve plasenta denilen (halk arasında çocuğun “eşi” diye tabir edilir) yapıyı oluşturmaya başlar ve gebelik boyunca bebek, kendine gerekli olan besin maddelerini ve oksijeni bu organ yoluyla annesinden alır. Plasenta ve rahim içinde onu sarmalayan amniyotik kese denilen yapı oluşmaya başlar.
İlk ayın sonunda embriyo yaklaşık olarak 2.5 -3 mm kadardır. Kalp ve damar sistemi bebeğin yaşayabilmesi ve gelişebilmesi için ilk haftalarda gelişen sistemdir ve vaginadan bakılan ultrasonografi cihazı ile en erken 6-7 haftalık bir embriyoda kalp hareketleri görülebilir. Birkaç milimetre kadar küçük olan bebeğin kalbi atmaya başlamıştır!.
Ancak tüm bunlar henüz klinik anlamda bir bulgu vermediğinden anne adayının henüz adet gecikmesi olmadan gebeliğinden haberdar olması pek mümkün değildir. Bazı kadınlarda nadiren embriyonun ana rahmine düştüğü dönemde lekelenme tarzında bir kanama görülebilir. Bu ayın sonunda bulantılar da yavaş yavaş başlamıştır..
Embriyo rahim iç tabakasına yerleştikten sonra hCG (human koryonik gonadotropin) adı verilen gebelik hormonunu salgılamaya başlar. Gebelik oluştuktan sonra ilk salgılanan hormon budur.
Bulantılara da esas olarak bu hormonun sebep olduğu düşünülmektedir. Eğer gebelik beklentisi varsa ya da tedavi uygulanmışsa (aşılama ya da tüp bebek yöntemi gibi) 3. haftanın sonunda yani yerleşme olduktan sonra kanda bu hormonun (ß-hCG) ölçümüyle hamilelik tanısı henüz adet gecikmesi olmadan bile konabilir. Tedavi altındaki kadınlarda kanda yapılan ölçümlerde bazen bu hormonun önce yükseldiği ancak sonradan düştüğü görülebilir. Buna biyokimyasal gebelik yani klinik olmayan gebelik adı verilir.
Aslında araştırmalar doğal gebeliklerin önemli bir bölümünün oluştuktan sonra bu şekilde çok erken bir zamanda kendiliğinden sonlandığını göstermektedir. Kanda hormon takibi yapılmadığından bu gebeliklerin bir çoğunun farkına bile varılmaz. Bazen birkaç günlük bir gecikmeyi takiben adet gelir eğer tahlil yapılmazsa bu durum anlaşılmaz.
Klinik olarak anlaşılan düşükler tüm gebeliklerin % 15 kadarını oluşturmaktadır.
Yani bir başka deyişle gebe kaldığını anlayan ve bunu tespit eden kadınların % 15’i düşük yapmaktadır. Oysa henüz anlaşılmayan çok erken dönem gebelikleri de katarsak tüm gebeliklerin yaklaşık % 50’si düşükle sonuçlanır. Bu da doğanın dengeleyici bir eleme yöntemi olsa gerektir.
Gebelik bilgileri ana sayfası için lütfen
tıklayınız..
|
|
|
|