Tüp Bebek Danışma: (0212) 867 7918

demo

Ekibimiz
Doktorlarımız
Medicana International Hastanesi Tüp Bebek Merkezi

Site içi Arama

Doktora sor

Bizi Takip Edin

 
 

Erken menopoz 40 yaşından önce menopoz tablosunun görülmesidir. Kadınların % 1'inde bu durum gözlenebilir. Pek çok sağlık problemleri ve hatta yaşam kısalması da söz konusu olduğundan bu hanımlara mutlaka en az normal menopoz yaşına kadarhormon destek tedavisi uygulanmalıdır.

  Yumurtalıkların yaşam süresi içerisindeki yumurta hücre sayısına göre belirlenmektedir. Daha kız çocuk annesinin karnında ve gebeliğin 20. haftasında iken her yumurtalığında yaklaşık 2-3 milyon yumurta vardır. Bu bir kadının tüm yaşamı boyunca sahip olduğu en yüksek yumurta hücresi sayısıdır. Kız bebek doğduğunda bu sayı her yumurtalıkta 1 milyona, ergenlik döneminde ise 300.000’e düşmektedir. Dolayısıyla yumurtalık için daha “doğmadan yaşlanan organ” terimi kullanılır.

Bu sayı kadın 40 yaşına geldiğinde ise 10.000’e düşmektedir. Üreme çağı boyunca her ay bu yumurtalardan bir kısmı yok olurken sadece 1 tanesi olgunlaşarak yumurtlama olur. Kadının tüm üreme çağı boyunca yani 13 ile 48 yaşları arasında sadece 400-500 dolayında yumurta potansiyel olarak gebelikle sonuçlanabilecek denli olgunlaşmaktadır. Kırk yaşından sonra yumurtaların kaybında belirgin bir hızlanma izlenmektedir. Yumurtaların tükenmesi ise artık hormon üretmeme ve adet görememe yani menopoz olarak tanımlanır.

Menopoz tanısı klinik olarak konulabileceği gibi en kesin teşhis kanda beyinden salgılanan FSH, LH ve yumurtalıklardan salgılanan E2 hormonlarının düzeyleri ile konmaktadır. 

“Gizli over (yumurtalık) yetmezliği” olarak tanımlanan durumda ise hasta adet gördüğü halde kan FSH düzeyi o yaş grubu için belirlenen ortalamanın üzerindedir ve ultrasonda da yumurtalıkta follikül adı verilen ve yumurta üretim rezervini gösteren yapıların sayısında azalma olduğu görülür. Bu durum bazı kadınlarda çocuk sahibi olamamanın nedenlerinden biri olabilir.

Erken Menopozun Nedenleri
Genetik Nedenler: 
Erken yumurtalık yetmezliği olan hastaların % 40’ında genetik nedenler görülmektedir. Genetik geçiş şekli X kromozomuna veya diğer kromozomlara bağlı, baskın veya çekinik olabilmektedir. Ancak genetik geçişin nasıl olduğu konusunda kesin bir veri ortaya konamamıştır. Ailesinde erken menopoza giren bayanların olduğu kişilerin bu açıdan daha dikkatli olmalarında ve çocuk sahibi olmayı ertelememelerinde fayda vardır. 
Bilinen genetik sebepler arasında Turner Sendromu, X-kromozomunda küçük bozukluklar, 17-Hidroksilaz ve Aromataz gibi bazı enzim eksikleri, hormonların reseptör bozuklukları gibi hastalıklar vardır.

Yumurtalıkların Viruslara Bağlı Enfeksiyonları:
Kabakulak enfeksiyonu geçiren kadınların % 2-8’inde yumurtalıklarda da enfeksiyon görülmektedir. Bu enfeksiyonun yumurtalık tahribatına neden olarak erken menopoza yol açabileceği öne sürülmektedir. Ayrıca sitomegalovirus, sıtma, su çiçeği ve dizanteri ile erken menopoz arasında ilişki olduğu öne sürülmüşse de bu kanıda kesin kanıtlar ortaya konamamıştır.

Ayrıca kanser tedavisi amacıyla uygulanan Kemoterapi ve Radyoterapi gibi tedaviler, bağışıklık sistemine ait bozukluklar da erken menopoza sebep olabilir. 

Erken over (yumurtalık) yetmezliği olan hastaların küçük bir bölümünde yumurtalıklara karşı antikorlar sentezlenmekte ve yumurtalık dokusunun tahrip olmasına neden olmaktadır. Bu grup hastalarda yine hastanın kendi dokularına karşı antikor üretmesi ile karakterize hastalıkların görülme olasılığı artmaktadır. Otoimmün hastalıklar adı verilen bu grup hastalık tiroid, paratiroid ve böbreküstü bezi bozuklukları, bazı romatizmal hastalıklar, bazı kan hastalıkları ve şeker hastalığı olarak ortaya çıkabilmektedir.

Erken Menopozun Tanısı nasıl konur ?
Prematür over yetmezliği tanısı kanda FSH, LH ve E2 hormonlarının düzeylerine bakılarak konmaktadır. Kesin tanı için 1 hafta ara ile ve 4 defa kan örneklerine bakılması gerekir. Tanı konduktan sonra bu hastaların bir bölümünde otoimmün hastalık riskinde artış olduğu gözönünde bulundurularak aşağıdaki testlerde yapılmalıdır:

Kalsiyum, fosfor, açlık kan şekeri, açlık kortizol düzeyi, serbest tiroid hormonları, TSH, tiroid antikorlar, kan sayımı, sedimentasyon hızı, total protein/globulin, romatoid faktör, ANA.

Ayrıca hasta 35 yaşın altında ise kromozom analizi de mutlaka yapılmalıdır.

Erken Menopozun Tedavisi
Öncellikle bu hastaların % 10-15’inde kendiliğinden geri dönüş olabileceğini göz önünde bulundurmak ve belirli aralıklarla (örneğin 6 ayda bir) hormon değerlerine bakmak gerekir. Eğer kişi çocuk sahibi olmak istiyor ise kanda FSH ve LH düzeylerine bakılmalı, FSH/LH oranı 1’den küçük ise yumurtalıkları uyarıcı ilaçların verilmesi denenmelidir. 

Diğer hastalarda kemik erimesi ve diğer menopoz belirtilerinin önlenmesi için hormon tedavisine başlanmalıdır. Hormon tedavisi sırasında hastaların % 10-20’sinin kendiliğinden menopozdan çıkabileceği ve bu nedenle hastaların küçük bir bölümünün kendiliğinden de gebe kalabileceği unutulmamalıdır. Hormon tedavisi gebeliği engellememekte ve oluşan gebelik üzerinde de ciddi bir anomali potansiyeli bulunmamaktadır.
Kromozom bozukluklarına bağlı ve baştan beri hiç adet görmeyen hastalarda hormon takviyesi dışında yapılabilecek bir şey yoktur. Bu hastalarda çocuk sahibi olmak için ise tek yol yumurta bağışıdır. 
Genetik yapıya bağlı, ancak hastanın ergenlik döneminden sonra menopoza girdiği durumlarda yine belli bir yaşa kadar hormon desteği ve çocuk isteniyorsa da yumurta bağışı dışında yapılabilecek fazla bir şey yoktur.
Hormon takviyesi ayrı ayrı estrojen ve progesteron hapları ya da doğum kontrol haplarıyla uygulanabilir. 
Erken Menopoz 40 yaşın altında her yaşta olabilmektedir. Yani 18 veya 22 yaşında ki bir bayan dahi menopoza girebilir, bir daha adet görmez ve doğurganlığı kaybolur. 
Son söz olarak tekrar söylemek gerekirse, erken menopoza giren bu bayanlardaki kemik erimesi, kalp hastalıklarına eğilim ve sonuçta da yaşam süresinin kısalmasınabile sebep olabilecek bir hastalık olan erken menopozun mutlaka uygun ilaçlarla tedavisi gereklidir.

Doç. Dr. Selman Laçin kimdir?

alt

1964 Ankara doğumlu olan Dr. Selman Laçin ilk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladıktan sonra 1988 yılında GATA Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve 1996’da İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. Yardımcı Doçent olarak başladığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde 2002 yılında Doçent olan Dr. Selman Laçin İsveç Karolinska Enstitüsü  Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, Tüp Bebek Merkezinde ve Ankara GATA Tüp Bebek Merkezinde değişik sürelerde çalışmalarda bulunmuştur. Devamı >>

 

Doktora Sor