Menu

Suda doğum sıcak su içeren bir küvette doğumun gerçekleşmesidir. Bebeğin anne karnında su içinde yaşadığı ve bu nedenle su içerisine doğmasının da daha fizyolojik ve daha sağlıklı olduğu düşünülmektedir.

Normal doğuma alternatif olan suda doğum, 37-38 derecedeki suyla dolu bir havuz veya küvette, uzman doktorlar eşliğinde gerçekleştirilmektedir.Suda doğum tekniği, doğum sırasında ilaç ya da suni ağrı kesici kullanılmaması, ılık suyun annenin gerginliğini azaltması ve bebeğin anne rahminden daha rahat ayrılması nedeniyle mantıken tercih edilebilir.Doğum eylemi başladıktan sonra, bebeğin aktivite ölçümleri ve annenin tansiyon ölçümleri yapılmaktadır. Suda doğum yapmaya uygun görüle nanne adayı 37 derecedeki özel havuza alınmakta ve ilaç ve ağrı kesici kullanılmadan gerçekleşen doğumun ardından anne, kanama kontrolü yapmak için sudan çıkarılarak doğum masasına alınır.İlk bakışta suda doğum fikri sempatik gelse de öncelikle şu noktaları akılda tutmakta fayda vardır. 

Suda doğum uzun yıllar önce 1805 yılında Fransa’da yapılmasına karşın şu ana kadar bu konuda ciddi çalışmalar yapılmamıştır. 1985-1999 yılları arasında toplam olarak 150.000’nin üzerinde su altında doğum yapıldığı tahmin edilmektedir. 

Bu konuda yapılan çalışmalar bütün olarak incelendiğinde su altında doğumun bebek açısından birçok riskleri olduğu da görülmektedir.
Öncellikle şunu belirtmek gerekir ki suda doğum bebek açısından bir avantaj sağlamamakta, anne için kanıtlanmamakla birlikte daha az ağrıya neden olmaktadır. 

Yani suda doğum bebek için değil, belki anne için daha avantajlı gibi görünmektedir. 
1. Suda doğumu uygulayan merkezler suyun rahatlatıcı etkisinin gebenin enerjisini arttırdığını ve doğum eyleminin hızlandırdığını ifade etmektedir.
2. Genel olarak su altında doğumun daha iyi olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır.
3. Bebeğe sudan mikrop bulaşabilmektedir. Ayrıca gebe kadının dışkısında buluna bazı mikroplar da bebeğe bulaşabilmektedir.
4. Su gebenin vücudunda üretilen ,mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin gibi etki göstererek stresi azaltabilir.
5. Su havuzunda uzun süre kalma sonucunda annenin ateşi yükselebilmektedir. Anne vücut ısısındaki artış cilde olan kan akımının artması ve rahime giden kan akımının azalmasına neden olabilmektedir.
6. Anne vücut ısısındaki artışla birlikte bebek kalp atımlarında ve metabolizmasında artış olmaktadır. Bebekteki metabolizma artışı ve rahime giden kanın azalması bebekte oksijenlenmenin bozulmasına neden olabilmekte ve bunun süresinin uzaması da beyin fonksiyonlarını bozabilmektedir.
7. Bebeğin doğum kanalından çıktıktan sonra akciğerlerine su soluması olasılığı vardır.

Sonuç olarak suda doğumun anne adayında daha az ağrıya neden olduğuna dair objektif bir bulgu yoktur. Ayrıca son zamanlarda yayınlanmış çalışmalarda suda doğan bebeklerde akciğerlere su girmesi sonucunda boğulma ve yeni doğan bakım ünitesine gereksinim artması görülmüştür. Annenin daha az ağrı çektiği konusu da henüz kanıtlanmamıştır. 

Son söz olarak; bu konuda geniş ve iyi planlanmış çalışmalar yapılması gerektiğini ve bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar doğum yapacak her anne adaylarına suda doğumunönerilmemesi gerektiğini düşünmekteyim.