Menu

Bebeğini kucağına aldıktan çok kısa bir süre sonra çoğu kadının aklından “Ona nasıl bakacağım? Nasıl büyüteceğim ? Ya benim hayatım bundan böyle ne olacak ?” gibi sorular geçmeye başlar.

  Aslında doğum kadın yaşamının en mutlu olayı belki, ama kişinin bedeninde, zihninde ve yaşamında öylesi büyük bir değişim yaratıyor ki, durup düşünmesine ve hatta endişelenmesine neden olabiliyor.  Artık yepyeni, heyecanlı ama bir o kadar da bilinmezlerle dolu, sorumluluk isteyen ve de geri dönüşsüz bir dönem başlamıştır.  Bu duyguların ikileminde lohusalıkta birçok annede kısa bir dönem depresyon hali görülebilir. Güçsüzlük, güvensizlik ve hayal kırıklığı yaşayabilir ve çoğu kez ortada bir neden olmadan ağlayabilir.

Bu duruma "doğum sonrası depresyon" ya da bir İngiliz Psikologun deyişiyle “baby blues". denmektedir.  Yapılan araştırmalara göre bu ruhsal durumun ortaya çıkmasında, fiziksel stres ve hormonal değişimler de rol oynayabilir. Doğum sonrası kadında hamilelik sırasında çok yüksel seviyelere ulaşan östrojen hormonlarının seviyesi azalıyor. Hemen ardından, süt üretimini sağlamak görevini üstlenen diğer hormonların üretimi başlıyor.   Tüm bu hormonal değişiklik kadının ruhsal durumunu etkiliyor. Bunun yanı sıra yaşanan stres, doğum sırasında sarf edilen efor da duygu dünyasında izlerini bırakıyor. Doğumla birlikte dünyaya sadece yeni bir bebek değil, aynı zamanda yeni bir kadın da geliyor.  Kadın, evine geldiğinde ve bebeğiyle tek başına kaldığında bu duyguları daha yoğun yaşamaya başlıyor.  Özellikle yanında içten bir yardımcısı ve ona her açıdan destek bir yakını olmayan kadınlarda doğal olarak daha sıklıkla gözleniyor.

Aslında bu durumu atlatmak o kadar da zor değil. İşte depresyondan kurtulmak için yapmanız gerekenler:
Öncelikle eşlere bu konuda çok önemli bir görev düşüyor.  Annenin çocuğuyla birlikte yaşamaya başladığı bu hassas dönemde kadına gerçekten yardımcı olacak tek kişi eşi olabiliyor.  Çocuğuyla ve eşiyle ilgilenen babalar, annenin bu gerilimlerini hafifletebiliyor, depresyonu daha çabuk atlatmasına yardımcı oluyor.

Sadece sizin başınıza geldiğini sanmayın:  Doğum sonrası depresyon, pek çok kadının başına gelen bir durumdur. Çevrenizdeki kadınlarla konuşmaktan çekinmeyin. Konuştuğunuzda, aynı duyguları paylaştığınızı, aynı zorlukları yaşadığınızı göreceksiniz.

Duygularınızı reddetmeyin: Doğum sonrası ilk günlerde kendinizi gerçek anlamda anne hissetmemeniz hatta bebeği çok fazla benimsememeniz de aslında normal. Olumsuz da olsalar, duyguların bilincinde olmak, onlara hakim olmanın ve onları atlatmanın ilk adımıdır.

Kendinizi soyutlamayın: Kocanızla, annenizle, kardeşinizle, arkadaşlarınızla bol bol konuşun. konuşmanın kaygılarınızı hafifletmeye yararı olacaktır. Her şeyi içe atmak sorunu uzatmaktan başka bir işe yaramaz.

Kendinizi yetersiz hissetmekten korkmayın: İlk günlerde çocuğun neden ağladığını, ne zaman acıktığını, onun nasıl sakinleştirileceğini bilmemek çok normaldir. Anne doğulmaz, olunur. Anne olmak için zaman gerekir. Sık sık kendinize "zamanla bunu da başaracağım" diye tekrarlayın.

Her şeyi tek başınıza yapmaya kalkmayın: İlk zamanlar çocukla tek başına ilgilenmek büyük enerji gerektirir. Başkalarının yardım etmesine izin verin. Bu kocanız, anneniz veya arkadaşınız olabilir. Arada bir kuaföre gitmek, alışverişe çıkmak ya da kitap okumak için kendinize zaman ayırın.

Ağlamaktan çekinmeyin: Gözyaşları tedavi edicidir. Onlardan utanmayın. Gözyaşlarını bastırmak ikinize de zarar verebilir.

Aslında bu melankoli hali belli belirsiz pek çok annede yaşansa da çok büyük kısmında hiçbir girişime ya da tedaviye gerek kalmadan yok oluyor ama bazen de profesyonel bir psikolojik yardım gerektirebiliyor.  Olumsuz duygularınızla baş edemediğinizi düşünüyorsanız eğer daha önceden psikologunuz varsa ona ulaşın. Ya da çekinmeden doğum doktorunuzu arayınız. Tüm gebelik süresince her türlü sıkıntılarınızı sorunlarınızı paylaştığınız hekiminiz size profesyonel yardım konusunda mutlaka yol gösterecektir.