Menu

Daha önce de bahsedildiği gibi günümüzde tüm dünyada sezaryenle doğum yapan anne adayı sayısı, geçmişe oranla çok daha fazla yüksektir.

Ülkemizde de özellikle İstanbul'da sezaryenle doğum oranları bazı hastanelerde dikkat çekecek kadar yüksektir. Tıp Fakülteleri gibi, daha çok yüksek riskli hastaların sevk edildiği merkezler hariç bırakılırsa, özellikle özel hastanelerin bir kısmında sezaryenle doğum oranları, normal doğumoranlarından daha yüksektir.Bu merkezlerin önemli bir kısmında önde gelen sezaryen nedeni daha önceki doğumun (ya da doğumların) sezaryenle gerçekleşmiş olmasıdır.Bunun hasta ve hekimden kaynaklanan değişik yönleri olduğundan daha önce bahsedildi. Ancak özellikle ABD'de olmak üzere son yıllarda sezeryan sonrası vajinal doğum oranları artmaya başlamıştır. Bu artışta en etkili olan olaylardan biri de sezaryen sonrası vajinal doğum yapmanın tıbben mümkün olduğunun anlaşılması ve özel şartları uygun olan anne adaylarına bunun uygulanmasıdır.

Sezaryen sonrası neden yeniden sezaryen?
Sezaryen ne kadar usulüne uygun olarak yapılırsa yapılsın, mutlaka rahimde bir yara izi bırakır. Bu yara izi de ne kadar iyileşirse iyileşsin, yeni bir gebelikte rahim yeniden büyümeye başladığında ve özellikle de doğum eyleminde ortaya çıkan çok güçlü kasılmaların etkisiyle yırtılmaya eğilim gösterebilir. Bu açılma / yırtılma eğilimi özellikle önceki sezaryendeki rahim kesisi "klasik" yani yukarıdan aşağıya olanlarda yüksektir. Ancak günümüzde sezaryenlerin önemli bir kısmı "alt segment yatay kesi" adı verilen rahim kesisiyle uygulanmaktadır. Alt segment yatay kesi iyileştiğinde yeni bir gebelik ve doğum eyleminde bu tür kesiler daha az gerilir ve açılma ve yırtılma olasılıkları daha düşüktür.Daha önce sezaryenle doğum yapmış bir anne adayında bu neden "çatı darlığı" gibi yeni gebelikte de devam eden bir olaysa, zaten aynı neden bu gebelikte de devam etmektedir. Bu nedenle bariz çatı darlığı olan bir anne adayı tüm doğumlarını sezaryenle gerçekleştirmek zorunda dır. 

Bir anne adayının geçirmiş olduğu sezaryen sayısı arttıkça artan riskler nelerdir?
Sezaryen sayısı arttıkça rahime yapılan kesi sayısı artar ve oluşan nedbe dokusu yeni bir gebelikte gerilerek açılmaya ve yırtılmaya daha da duyarlı hale gelir. Geçirilen operasyon sayısı arttıkça ameliyata bağlı, ameliyatın doğal sonucu olarak karın içinde ortaya çıkan yapışıklıklar da artar. Bu yapışıklıklar yeni bir ameliyatta rahime ulaşılmasını zorlaştırabilir ve/veya rahime ulaşılmaya çalışılırken mesane gibi komşu organların zedelenmesine de nadiren neden olabilir. Sayı arttıkça doğası gereği rahim kesisi yakınlarında yerleşim gösteren plasentanın doğum kanalına yakın ve hatta bu kanalı kapatacak şekilde yerleşme olasılığı da artar. Placenta previa adı verilen bu durum, plasenta dokusu uterusun kas liflerinin içinde yerleştiği durumda (accreata-"akreata" okunur) daha da karmaşık bir hal alır ve cerrahi işlemin seyrini zorlaştırabilir ve oldukça komplike hale sokabilir. 

Bir kadın maksimum kaç kez sezaryen olabilir?
Yukarıda bahsedilen riskler daha önceden bir kez sezaryenle doğum yapmış bir kadının yeni bir gebelik ve doğum eyleminde nispeten az ortaya çıkarlar. Ancak özellikle ikinci sezaryen sonrasında üçüncü bir sezaryen uygulanan kadınlarda yukarıda bahsedilen risklerin sayısı sezaryen sayısı arttıkça eksponansiyel ("sayı arttıkça her artışta daha da hızlı artan" bir şekilde) artış gösterir. Ortadoğu ülkeleri gibi çocuk sayısının özellikle "önemli" olduğu ülkelerde kadınlara 8 adet sezaryene kadar uygulandığı literatürde görülmektedir. 

Yine de bir kadın için olan mantıklı olanı ideal olarak iki, maksimum üç sezaryenle ailesini tamamlamasıdır.

Sezaryen sonrası vajinal doğum için gerekli koşullar nelerdir?
Anne adayı sezeryandan sonra normal yolla doğum konusunda da bilgilendirilmelidir.Anne adayının pelvis ("çatı") yapısı mutlaka normal doğum yapmaya uygun olmalıdır. Yani bir çatı darlığı bulunmamalıdır.Bebeğin kilosu, duruşu ve geliş şekli de mutlaka normal doğum için uygun olmalıdır. Yani sezeryanı gerektirecek ek bir sebep olmamalıdır.Anne adayında rahimde şekil bozukluğu, ya da önceki doğumlarında rahimin yırtılması gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. Rahimden daha önce myom çıkarılması (myomektomi) operasyonu geçirmiş olmamalıdır.Anne adayı daha önceden yatay kesili bir ya da en fazla iki sezaryen geçirmiş olmalıdır. 

Bu açıdan her çiftin sezaryen sonrası hastaneden taburcu olurken kendisine verilen ameliyat notunu muhafaza etmesi (veya bunun verilmesini talep etmesi) çok önemlidir. Zira önceki sezaryende yatay kesi kararı verilerek başlanmış bir sezaryen çeşitli nedenlerle dikey kesiye dönüştürülmüş olabilir ve bu da ameliyat raporunda belirtilir. Böyle bir durumda sezeryandan sonrası normal doğum uygulanmasından kesinlikle vazgeçmek gerekir.Sezeryandan sonra normal doğum uygulanması denenecek merkezin koşulları da çok önemlidir. sezeryan sonrası normal doğum uygulandığında tüm eylem boyunca bebeğin kalp atışları ve rahim kasılmaları çok yakından izlenmeli, acil bir sezaryen için ekip ve ameliyathane hazır bulunmalı, merkezde mutlaka anne ve bebek yoğun bakım ünitesi bulunmalıdır. Çoğu durumda bu denemenin yapılacağı anne adayının kan grubuna uygun en az iki ünite taze kan hazır bulundurulur.

Görülmektedir ki sezaryen sonrası vajinal doğum olası sakıncalar nedeniyle ancak belli koşullarda uygulanabilir.

Tekrar özetlemek gerekirse :

Hangi durumlarda sezaryen sonrası vajinal doğum uygulanması sakıncalıdır?
Daha önce dikey (klasik) kesiyle sezaryen öyküsü
Rahimin doğum eyleminde açılması (rüptür) öyküsü
Daha önce çeşitli nedenlerle rahime yapılmış cerrahi işlemlerde derin kesiler yapılmış olması (myom çıkarma operasyonlarında olduğu gibi).
Mevcut gebelikte normal doğumu zorlaştıracak etkenlerin varlığı (iri bebek, makat, yan geliş gibi)
Daha önceki sezaryen nedeninin devam etmesi (dar çatı gibi)
İkiz gebelik de sezaryen sonrası vajinal doğum için ciddi bir engel teşkil edebilir.

Sezaryendan sonraı vajinal doğum kararı verildiğinde bunun başarıyla sonuçlanma (vajinal doğumun gerçekleşmesi) olasılığı nedir?
Yurt dışında yapılan araştırma sonuçlarına göre ideal şartlar taşıyan bir anne adayının sağlıklı bir şekilde sezaryen sonrası vajinal doğum yapma olasılığı %70 civarındadır. Geriye kalan %30 anne adayında ise çeşitli nedenlerle sezaryen sonrası vajinal doğum yarıda kesilir ve sezaryenle doğuma geçilir. 

Sezeryen sonrası normal doğum denemesinin yarıda kesilmesinin en önemli nedenleri arasında doğum eyleminin yeterince hızlı ilerlememesi yer alır. Bunun dışında eski dikiş yerinin açılma ve yırtılma şüphesi varlığında da doğum sezaryenle gerçekleştirilir. Özetle sezaryenle doğum yapmış olmak, takip eden doğumların mutlaka sezaryenle gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak anne adayının gebeliği sezaryen sonrası normal doğum için uygun koşulları taşısa bile, bu denemenin belli bir oranda risk taşıdığı unutulmamalı ve hekimin bu konudaki önerilerine uyulmalıdır.