Tüp Bebek Danışma: (0212) 867 7918

demo

Ekibimiz
Doktorlarımız
Medicana International Hastanesi Tüp Bebek Merkezi

Site içi Arama

Doktora sor

Bizi Takip Edin

 
 

Rahim ağzının dış yüzeyini oluşturan hücrelerin kısmen ya da tamamen yokluğu “erezyon” ya da halk arasında sıklıkla söylendiği şekliyle “rahim ağzında yara” olarak adlandırılır. 

  Gerçekte ise çoğu kez yara olarak tanımlanan durumlarda bir doku kaybı yani yara olmayıp sadece faklı hücrelerin olmamaları gereken yerde bulunmaları söz konusudur. Normalde olması gereken hücrelerin yerini rahim ağzı kanalının içinden gelen hücreler almıştır. Bu hücreler daha ince tabakalardan oluştuğu için altta kalan kan damarları yüzeye daha yakın ve daha belirgindir ve yara şeklinde tanımlanmaktadır. Doku daha kırılgan olduğundan kolayca kanayabilir ve enfeksiyonlara daha açıktır.   Bu duruma yol açan nedenler tam olarak bilinmemektedir. Cinsel ilişkinin sıklığı ya da tampon vs. kullanımının yol açtığı travmanın sebep olabileceği kabul edilir. Benzer şekilde vajinal iltahaplar, sperm öldürücü ilaçlar, kremler ve prezervatif üzerindeki kimyasal maddeler de yara görünümüne neden olabilir.    Hamile kadınlarda ve doğum kontrol hapı kullananlarda sıklıkla saptanması ise anormal bir durum değildir. 
Ancak pek çok kadında altta yatan herhangi bir neden ya da risk faktörü saptanamaz.

Kadınların bir kısmında hiçbir belirti vermez ve muayene sırasında rahim ağzı gözlenirken fark edilir. Bununla birlikte bazen karşılaşılan yakınma akıntıdır. Dışa doğru dönmüş hücreler salgı yapmaya devam ettiğinden vajinal akıntı olabilir. Bu akıntı kokusuz, şeffaf, beyaz bir akıntı olabileceği gibi iltihaplanma varsa kötü kokulu ve leke bırakan tarzda da olabilir. Bir diğer bulgu ise lekelenme şeklinde vajinal kanamalardır. Doku kırılgan olduğundan cinsel ilişki sırasında penisin teması ile küçük kanamalar olabilir. 

Jinekoloğunuzun muayenesi esnasında rahim ağzında yara görünümü varsa hekiminiz bunu mutlaka size iletecektir.   Bu durum çoğu zaman kendiliğinden iyileşir. Altta yatan enfeksiyon, travma, kimyasal madde gibi bir neden saptandığında bu durumun giderilmesi tedavi edilmesini sağlar. Bir neden bulunamayan ve takiplerde kendiliğinden geçmeyen, hastanın kanama ve akıntı yakınmalarının fazla olduğu durumlarda ise yakma (koterizasyon) veya dondurma (kriyoterapi) gibi yöntemler kullanılabilir. Tamamen ağrısız ve kolay uygulanabilen bu yöntemlerle % 90 oranında tedavi sağlanabilir. Kesin sonuç almak için işlem sonrasında 3-4 haftalık bir sürenin geçmesi gerekir. 

Unutulmaması gereken en önemli konu rahim ağzı kanserlerinin de ilk dönemlerde basit bir yara görünümü vermeleridir. Dolayısıyla yara görülen her durumda öncelikle smear denilen rahim ağzından sürüntü mutlaka alınmalı ve hücresel düzeyde inceleme yapılmalıdır. Bu incelemenin sonucu normalse o zaman yakma veya dondurma gibi işlemler uygulanabilir.

Naboth ya da Nabothi kisti nedir ?
Rahim ağzında görülen küçük kistlere Nabothi Kisti ismi verilmektedir. Kistlerin içi ise sarı-beyaz renkli sümüksü (mukus) bir sıvı ile doludur. Büyüklükleri genellikle 2-10 mm ebadındadır. Rahim ağzında normalde salgı salgılayan Nabothi bezleri bulunur. Bu bezlerin değişik sebeplerden (genellikle iltahap, doğum travması gibi) dolayı kanallarının tıkanması ile değişik boyutlarda rahim ağzında küçük kistler oluşmaktadır.   Jinekolojik muayene veya ultrasonografik inceleme sırasında rahatlıkla görülürler ve genellikle birden fazladırlar. Doğum yapmış kadınlarda daha sık görülmektedirler.  Genellikle herhangi bir belirti vermezler ve şikayete yol açmazlar.   Küçük nabot kistlerinin tedavisine gerek yoktur. Çok büyük veya şüpheli görünüşte olanlara kolposkopi ve biopsi yapılabilir.

Doç. Dr. Selman Laçin kimdir?

alt

1964 Ankara doğumlu olan Dr. Selman Laçin ilk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladıktan sonra 1988 yılında GATA Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve 1996’da İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. Yardımcı Doçent olarak başladığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde 2002 yılında Doçent olan Dr. Selman Laçin İsveç Karolinska Enstitüsü  Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, Tüp Bebek Merkezinde ve Ankara GATA Tüp Bebek Merkezinde değişik sürelerde çalışmalarda bulunmuştur. Devamı >>